Tek ve Tek başına Türkan..

6/12/2009 · Kategori: 9_ SINIF GUNLUKLERI

Sevgili günlük,
Dün kitapçıda ne zamandır almak istediğim bir kitabı buldum:Tek ve Tek başına Türkan.
Türkan Saylan'ın hayatı Ayşe Kulin'in eşsiz yorumuyla birleşip adeta yüreğinize dokunuyor.
Eğer sizin de bildikleriniz sadece medyanın yaptığı karalamalar ve birkaç demeçten ibaretse lütfen okuyun bu kitabı.
Ben hayatımda bir kişiyi kendimle bu denli özdeşleştirmedim,bir kişiyi bu denli anlamadım.
Böylesine idealist,böylesine iyi bir insanın karalanmasını hala aklım almıyor günlük.
Daha kitabın başlarındayım ama özet şu:Türkan çok sıkı bir disiplinle, baskıcı kurallarla büyümüştür.
Aklı sadece ve sadece doktorlukadır.
Doktor olup insanlara yardım etmek ana hedefidir.
Bu yüzden belki de gizli bir aşkla sevdiği ya da çok sıkı bir dostu olan Ali'nin evlenme teklifini reddetmişir,çünkü biliyordur ki Ali'yle evlenirse istediği gibi doktorluk yapamayacaktır.
Hayatında insanları kırmaktan şiddetle kaçınmış,naif ve ama idealist bir kızdır.
Hakkında söylenenlere inat,din dersi okuldaki en iyi derslerindendir.
Hayatta deli dolu aşk maceralarına sahip olamamıştır belki ama bir sürü insanın kalbini fethetmeyi başarmıştır.
Düşünsenize sizi 3 gün ard arda rüyasında gördüğü için Kars'tan İstanbula gelecek kadar seven hastalarınız var..
Hayatıyla birçok insana umut kaynağı olmuş bu insanın önünde saygıla eğiliyorum.
Daha kitap bitmedi ancak ben şimdiden kitabın rüzgarına kapıldım ve anladım ki insanda küçüklükten gelen bir aşk inancı yoksa olmuyor.
Örnek:Ben...
Dolayısıyla her sayfada kendimi bulmama şaşmamalı.
Neyse sevgili günlük,sana söyleyebileceğim tek şey Tek ve Tek başına Türkan'ı çok sevdiğim..
Keşke TV dizilerinde de böyle Türkanlar gösterilse bize..

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Zamanın şekere batırıp da sunduğu elma şekerleri..

5/12/2009 · Kategori: 9_ SINIF GUNLUKLERI

Sevgili günlük,
Bugün ard arda 3 sınav olduk.Oyyy ne gündü be..
Kronik öğrenciyim yani..
Neyse ya biz gelelim esas konuya.
Hani demiştim ya insan bazı şeyleri kaybedince anlıyor diye.
Aynı zamanda bazı şeyelrin üstünden geçince onu bu denli özlememizin bir sebebi daha var:Zaman..
Ne olursa olsun zaman acı gelen her şeyi tatlılaştırıyor,tzoları silip süpürüyor,parlatıp da sunuyor önüne.Biz de ah vah ediyoruz.
Ama neye yarar,giden gitmiştir artık.
Keşke diyebilsem Görmesem olmaz,kalbime uymaz,seni bugün gözlerime sürmesem olmaz...
 
Ama zaman anlamıyor ki olmazdan.
Sana yıllık oyuncaklar veriyor.
Sadece oyna ve geri verme vakti geldiğinde geri ver.
Çalışma prensibi bu kadar basit.
Asla bağlanma.
Canından,malından,aşkından ne varsa bir gün geri alınacak,bu kuralı unutmadan istediğini yapabilirsin.
Yoksa benim gibi zamanın elma şekerleriyle oyalanır durursun.
Hep yaşattım T'yi hayatımda,zaman kötü izlerini sildi benden,şekere batırdı onu,tatlı mı tatlı yaptı.
Tıpkı diğer her şey gibi.
Sana sürekli elma şekeri sunulan bir hayatta,bir süre sonra taze elmayla bayat elmayı ayıramıyorsun, nolmuş yani?
Bu şekere batıranın suçu....
Bu,sana verip de geri alanın suçu..
Yani zamanın..

 
Kronikleşti içimde bu duygu,sanki bir yerlerde hep benimle T,hiç gitmemiş gibi.
Ama biliyorum yok işte.
İstese arardı,istese belki tatillerde görürdü bile.
İstemedi demek ki,sevmiyor demek ki.
Ya da var olan da bitti..
O da tıpkı diğerleri gibiymiş.
Özel değilmiş hayallerimdeki gibi.
Daldan dala atlayan bencillerdenmiş demek ki.
Hemen söküp atmış demek ki...

Duvarlarım onun yüzünden daha kalın şimdi.
Kalp evimin perdeleri çekilmiş,kimseyi almak istemiyor,yokum ben diyor.
Evin bir köşesinde bir vazo sürekli sallanıyor masa üstünde.
Belki de kırılacak,ya da öylece kalacak..
Bunu zaman gösterecek..
 
Ama artık biliyorum,kabul ettim yok o!
 Keşke gelse keşke ben düşündüğün gibi değilim dese...
 Artık o da herkes gibi..
 Gözümde bir kıymeti yok.
 Sadece vazo var bir masa üstünde.
 Kırılgan ama var.
Sallanıyor ileri geri.
 Akibetinin ne olacağını zaman gösterecek...

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

En baştan başlayalım hayata...

29/11/2009 · Kategori: 9_ SINIF GUNLUKLERI

Sevgili günlük,
Bugün gerizekalı T sinirlerimi tepeme çıkarttı.Hilal'i aramıştım da napıyor İstanbullarda diye,hayret T benimle ilgili hiçbir şey konuşmamış!
Gerizekalı T!
Çok da fifti ya,iyi ki gittin aman,ben de bayılıyordum zaten sana!

Şimdi arka fonda whenever,önümde laptopum oh ne güzel hayat!
Birazdan da secret'ı okuyacağım,en baştan başlayacağım hayata...

Tamam bütün hayata en baştan başlayamam ama bu seneye en baştan başlıyorum.
SBS günlerindeki gibi inekleyeceğim bak gör sen..
Zaten rüyamda da SBS yi gördüm bu gece.
Matematik sorularını en arkaya koymuş gerizekalılar rüyamda,tam az vakit kalıyor anaaa bi bakıyorum en sonda matematik soruları.
Hem de gerçeğini aratmayacak kadar dandik!
Aman ya boşverrrr...

Ben artık ÖSS ciyim ya bana ne SBS  den..
Onu girecek olanlar düşünsün.
Zaten düşüncelerim bölük pörçük,bu yazıyı en baştan okuyunca bi bakcam nerden nereye atlamışım.
Çekirge gibi zihnim var.
Ordan oraya atlıyor.
Bir T ye kızıyorum bir secret diyorum bir yandan da aklımdan helal olsun bize be İzmir nasılmış gösterdik,İzmire helal olsun yazısını unutmayayım diyorum.
Onu yazacağım bir gün inşallah.
Çünkü olayları bizzat gördüm.
O şerefsizlerin İzmirlileri nasıl tahrik ettiklerini ayrıca cevaplarını nasıl aldıklarını da..
Ertesi güne Matematik sınavım olmasa ah olmasa görürlerdi de,sağolsun diğerleri de beni aratmamış.
Seni çoook seviyorum İzmir ya,gelecekte eğer birisi bizi tekrar kurtacaksa senin içinden çıkacak biliyorum.
Güzel şehrim benim..

Neyse ya biz konuya dönelim.
Bugün markete bi çikolata kaçamağı amacıyla gitmiştim.
Saf gibi böyle köpüklü milka çikolataları var ya onun yerine bitter almışım.
Of ya ben bitter istemiyordum ki,ama başa gelen çekilir ne yapacaksın?
Markete giderken üstümde en son LC Waikiki montum.

Öyle asortik duruyor ki,o montla mahallede gezmem acayip komik kaçıyor bence.
İçimde de berbat sarı bir tişört,üstüne pembe kazak ama ceketten görülmüyor Allahtan..
Zaten benim temel kuralımdır bu,üstünü ceketle kapattıktan sonra içine ne giyersen giy,yeter ki o rezil tişört falan belli olmasın.
Altına da geçir jeanini tamamdır.

Sokakta o montla yürüyorum ve aklımda hala asortiklik var.
Harbiden süper duruyor lan bu ceket diyorum içimden.
Saçlarda salık,yani sokakta LCW nın fotoğrafçısı görse kolumdan tutup katalog çekimine götürecek sanki,o derece havalıyım.
Düşünüyorum da şöyle bir sürü kıyafetim olsa,LCW lar De factolar 2 dolaba falan sığmasa.
Sığmasın da  o zaman hangi parayla kitap alcam ben ya?
Tamam varsay ki sen Victori Beckham kadar zenginsin,ya da paris Hilton falan para bol,hem kitap alabilirsin hem de kıyafet!
Evet evet şimdi oldu,acaba napardım?
Kesin sıkılırdım ya,zaten okulda çok paspalım dışarıda daha iyiyim ama sürekli kıyafet değiştir,ya da her istediğin elinin altında.
Yok ya,bana her istediğimi hemen vermeyeceksin kardeş ya,tadı kaçıyor sonra.


Her şeye sahip olmak aslında hiçbir şeye sahip olmamak diye geçiriyorum aklımdan.
Hiç bir şeyden yeterince tat alamıyorsun(markete çikolata almaya giderken benim kadar felsefik düşüneni var mı acaba?)

Tamam tamam kapatıyorum konuyu ya gene dağıttım bak.
Benim bunu açma amacım başkaydı.
Ne diyecektim?
Hayat güzel,nefes almak güzel,Shakirayı dinlemek güzel(her ne kadar şarkı sözleri dandik olsa da tam anlamıyorum ya güzelmiş gibi geliyor), odam sıcak ve güzel,istediğim kitapları aldım..
Şimdi tek yapmam gereken biraz ilham almak ve bol bol çalışmak.
O T'yi zihnimin ennnn derinlerine itip beter ol demek!
Nasılsa ben ilerde ondan intikam alırım ya,dursun o bir tarafta..
Bugün Ayşe Armanın yabancı bir kadınla röportajını okumuştum ya,kadın çok çalışıyordu bana ilham bile olmuştu bir daha okuyayım onu en iyisi..
Trumb mı neydi soyadı,oyy bakarız şimdi.
Neyse ya sayın günlük,neydi hayat güzeldi,yaşamak güzeldi,bencillik yok, yatmak ve tembellik yok.
Olumlu düşüneceğiz,32 diş sırıtacağız,vaktimiz bol gibi davranacağız,mutlu olacağız yaaa..
EVET,evet haydi kendinize iyi bakın okuyucular ya ben kendimi yenileme operasyonuna girişiyorum.
Gazamız mübarek olsun..

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Hepimiz bir Edward bulalım da rahatlayalım...

28/11/2009 · Kategori: 9_ SINIF GUNLUKLERI

Sevgili günlük,
Öncelikle şu yazıyı okuyan herkesin bayramı mübarek olsun.
Evet,şimdi konuya geri dönelim.Malum bugün bayramın ilk günü.Biz de Dileklerle fırsat bu fırsat dedik ve Yeni Ay'a gittik.
Tabii önce burger king de menü kavgası çıktı,yani onlar Duyguyla menü almışlardı ben tek kaldım bu sebeple 2 mönü alıp bir kısmını yedim kalanı da paket yaptırdım :D
Sonra bir türlü sinema bulamadık.
İlk gittiğimiz yerde zaten biletler pahalıydı ve en yakın seans 17.00 daydı.
Bizde adını internetten duyduğum başka bir sinemayı araştırmaya koyulduk.
Ama yok!
Nereye baktıysak kime sorduysak yok!
Yoldaki herkese potansiyel yol tarif edici mi gözüyle baktık ve sayısız kişiye o sinemayı sorduk.
Artık uzun uğraşlardan sonra sinemayı bulduk.
Tabii onu bulana dek Dilekle yol ortasında yaşadığımız kavgaları saymıyorum bile.
Neyse saat 15.10 olmuş.
Kadın demez mi 10 dk geçti sizi alamam diye!

En yakın seansta 16.30 da ve film 2.30 saat!
Annemi aradım bir umut bir dakikada 10 defa hayır diyerek hayır deme rekoru kırınca içimi bir umusuzluk kapladı.
Dilek'e feci kızmıştım.
Yaptığı büyük sorumsuzluktu.
Bir kere geç buluşmuştuk,neden,kavurma yiyeceklermiş?
Zaten yiyemeden gelmişler Burgerda vakit kaybettik onların yüzünden.
Yani ilk defa parama kıyıp kendim bilet alacak oluyorum ve filmi 10dk ile kaçırıyoruz.
Yok böyle bişi ya!
Neyse,söylendim de söylendim.
Bol bol fırça çektim.
Ama haklıydım.
Onların nanemollalıkları olmasa şu anda ağzım açık Edward'ı seyrediyor olacaktım.
Bir merdivene oturup sinirle duvara bakmaya başladım.
Hırsımdan ağlayacaktım nerdeyse.,
Dileğin durmuş hali beni daha da sinir etti.
Git kadına bağır,alternatif öner,ne bileyim sinema bul ya!
Hiç mi plan yapmadın hiç mi 1 saat sonrasını düşünmedin?
En gıcık olduğum huydur tedbirsizlik1
Yap yap yap sonra acısnı çek veya çektir!
Oh en güzel!
Neyse ama kafama koymuşum ben bugün Edward'ı kesin göreceğim.
O sırada zaten birileri merdivenden indi.
Duygu bana Sıla abla falan diyordu,inenler Sıla küsmüş size demiş!
Tekrarlayınca Dilek de size  ne! diye bağırmış.
Bunlar gülme krizine girdiler,zaten inenlerde krize girmiş ama benim aklımda yanlızca Edward var.
Bu gidişe bir dur deme zamanı gelmişti artık!
Evde et doğramaktan delirme raddesine gelmiş olabilecek annemi tekrar aradım ve ikna ettim!
Sonrası zaten Duygu ve Dilek'in ailelerini tekrar arayıp ikna etmesiydi.
Neyse biz aldık 16.30 seansına bilet,girdik sinemaya.
Of ya Edwardın o düşünceli hali yok mu bitiyorum tek kelimeyle!
Bütün sinema boyunca Dilekle yorum yaptık,en acıklı sahneye güldük!
Dilek öyle bir gülüyor ki sağolsun bütün sinema ahalisi Dilek'in güldüğü bilgisini edinmiş oluyor.
Ama çok eğlendik ya.
Bellaya en azından kitaptaki kadar gıcık olamdım.
Dilek zaten Jacobcu biz Duyguyla Edward diyoruz.
Ne şanslı şu Bella ya!
Hem özel güçleri var hem de 2 tane değişik sevgilisi var!
Oh valla,biri vampir biri kurt adam artık sırtı yere gelmez:D
Kimse Bellaya öyle racon falan kesemez,ikisi de yakışıklı ikisi de karizma(Jacobun ilk hali pek öyle değil ama) ve Bella gibi sıradan bir kıza aşık!
Ya bari çoook güzel olsa.
Ne gezer!
Senin benim gibi kızın teki.
Biraz manyak motor tepelerinde dolaşıp,uçurumlardan falan atlıo ama onun dışında bi özelliği yok.
Ne çoook güzel,ne çoook akıllı,ne de çoook ilginç.
Ballı ya ballı kız,şansa bak..
Biz bi tane adam gibi bulamıoz kızda iki tane...
Cık cık cık ya...
Gene sinirlencem bak şimdi..
Ya şu dünyada o Edward kadar tatlısı,düşüncelisi,olgunu(106 yaşında boru mu,ama 17 gösterio süper ya) karizmatiği,yakışıklısı(bu aşırı olmasa da ),koruyucusu var mı ya?
Adam 7/24 başında gönüllü nöbetçi istersen,bi tek ruhu yok maalesef ama olsun yani napalım bişiler bulcaz ona da artık.
Aslında herkese bir Edward düşse ne iyi olur ya..
Bir kere rahat rahat uyursun zaten hep başında baklio,ancak seyredio.
Sonra hep genç kalacak,öyle kırış kırış olmayacak süper bişi.
Olgun,106 yıldır dünyada huyunu suyunu bilio dünyanın.
Karşısındakinin aklını okuyor,taşı sıksa suyunu çıkarır.
Ölümsüz olduğundan kıyamet vaktinin korkunç olmasını saymazsak,dünyada bayağı keyif yapar,ister hukuk okur,sonra sıkılır tıp okur,olmadı mühendis olur falan,zaten bayağı da zenginlermiş,kafası eser Dubaiye gider,Parise koşar,nasılsa okul kaçmıo ya,birinden çıksa öbürüne girer vakti bol adamın.
Kolay kolay ölmüyo zaten,öyle ona bişi olcak diye de korkmaya gerek yok gayet rahat olabiliriz.
Yemesi içmesi de öyle fazla değil,arada bir onu dağa götürürüz o beslenir sonra normal hayata devam.
Sonra acayip verici,yani Bella üşüo diye Jacobla beraber uyumasına izin verdi hem de üçü aynı çadırdaydı!(tabi bu tutulmada oldu)
Sonra bir tatlı,hiç ego yok,kendini düşünme aman Bella öldü ben bari günümü gün edeyim yok.
Düşünceleri bizim yaşıtlarımıza göre daha saf ve temiz.Bellayla ilgili kötü planları yok.
Biraz zorlarsanız ev işi yapar hatta zorlamaya bile gerek kalmaz sanırım.
Eeee böyle biri yanımda olsa ben sürekli derece yaparım kardeşim yani,hadi ölümüz olmasın uyusun yesin içsin ama karakteri böyle düzgün olsun.
Bulalım hepimiz bir edward rahata erelim yahu,ne diye kalaslar için aramızda kavga çıkarıyorsak?
Offf new moon,off bir defa daha çevremde ne kadar çok odun olduğunu hatırlattın ya,alacağın olsun..

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Kaçmak istediklerim en çok sevdiklerimmiş meğer..

24/11/2009 · Kategori: 9_ SINIF GUNLUKLERI

(Bu yazıyı okuyan okuyucu,bu yazıyı okurken Teomandan Çoban yıldızını aç da öyle oku oldu mu,beni öyle çok daha iyi anlarsın)
Sevgili günlük,
Bugün 24 kasım  Öğretmenler Günü ya,eski okulumu ziyaret ettim.Eski anılarıma gittim.
Nasıl da değişmiş canım okulum.
Boyanmış tekrar,rengarenk olmuş.
Bahçesi hala aynı  bana göre,tekrar beden derslerine girmek istedim orada.
Giyelim eşofmanlarımızı, alalım badmintonlarımızı,havaya savuralım topumuzu.
Hatta dışarıya kaçırıp,sokaktan geçenlerden isteyelim.
Tekrar geçtim o eşikten.
Sanki okula gelmişim her zamanki gibi.
Birazdan Dilek gelecek, Zeynep gelecek,kırtasiyeye gideceğiz,ne olacağız diyeceğiz.
Her zamanki banklarımızda oturacağız,gelip geçenlere bakacağız belki de X in dedikodusunu yapacağız.
Sonra müdür yardımcısı çam olmayan bahçenin içindeki bizleri Çamların altında oturanlar diye adlandıracak ve sıraya çağıracak.
Her zaman kurtulmak istediğimiz bu okulu ne denli özleyeceğimizi bilmeden sıraya girip andımızı okuyacağız.
Önümüzde Deniz veya Özge varsa kulaklarının zarını patlatacağız :)
Sonra belki de İngilizceye gireceğiz,şimdi değişip koyu ceviz rengine boyanan sırama oturacağım.
Ödev var mııydı diye birbirimize tasdik ettireceğiz.
Ders başlayacak,şimdi gözüme basit gelen şeyleri yazacağız,belki de listening yapacağız.
Atacan gene absürd bir şey söyleyecek,fotokopilerimizi çıkaracağız ve kim en çok parmak kaldıracak yarışına gireceğiz.
Dilekle teneffüste konuşacağız,genelde SBS ya da dersler üzerine,belki de hocalar hakkında fantastik hayaller kuracağız kim bilir..
Biz gerçekten Dilekle neredeyse ruh ikiziymişiz,ayrı okullarda olmamıza rağmen aynı şubede olmamız,ingilizceden tıpatıp aynı notu almamız(hatta şu an bunları yazarken Dilekin bana ileti atması)
Edebiyattan aynı notu almamız,puanlarımız arasında sadece 2 puan olması bile buna bir işaret değil mi?
(umarım mat notumuz farklı olur)

Yanımda Ezgiyle okulun kaç defa çıktığını unuttuğum merdivenlerini bir defa daha çıkıyorum.Bir plazma karşılıyor bizi hoşgeldiniz yazan.
Sonra Haydar hocadan öğrendiğime göre benim plaket aldığım günkü resimlerim ara sıra ekrana yansıtılıyormuş.
Bugün göremedim ama bir dahakine göreceğim inşallah.
Aslında orada amacıma ulaştım.Hayal bile edemeyeceğim bir şekilde gelecek nesillere hatırlatılıyorum.
Korktuğum gibi unutulmadım yani.
Şimdiki hedefim aynı başarıyı burada sağlamak..
Bakalım olacak mı?

Aslında bugün anladım ki bazen bunalıp kaçmak istediklerim en çok sevdiklerimmiş meğer.
Hepsinin değerini kaybettikten sonra anladım.
Bir daha Remzi Hocanın sınıfında,sıralara oturamayacağım,sorduğu sorulara cevap vermeyeceğim,artık bana göre mükemmel olan ingilizcemle okulda hava atamayacağım..
Keşke geri döndürebilsem o günleri..
Hadi al götür beni hala benimlermiş gibi,evime yurduma..
 
Artık benim değillerdi onlar,hayat bana onlara karşılık başka bir seçenek sunmuştu ve ben düşünmeden kabul etmiştim.
Şimdiyse çok özlüyordum onları ama ne fayda.
Yola çıktım bir kere artık düşünmek,vazgeçmek yok.
İstesem de vazgeçemem,direnemem zamana karşı.
Geri otursam da o sıralara,eski tadı bulamam.
Yaşarken belki de hissedemediğim o tadı.
Şimdi her anı aslında gelecekte özlenecek bir anı olabilecekleri  düşüncesiyle yaşıyorum.
Anlarımı,anı olmadan yaşama  peşindeyim.
Bakalım gerçekten bu okulu da  ortaokulum kadar çok özleyecek miyim?
Zaman gösterecek günlük,zaman...

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::